Dünya batarken Amerika'dan rekor kâr
ABD Merkez Bankası (FED) küresel mali kriz döneminde bile rekor kar elde etti. Banka 1914 yılındaki kuruluşundan buyana en yüksek kar miktarını elde etmiş oldu. İşte dudak uçuklatan kâr:
FED, 46,1 milyar dolarlık karla, 1914 yılındaki kuruluşundan buyana en yüksek kar miktarını elde etmiş oldu. ABD Merkez Bankası, operasyonlarından elde ettiği karını, Hazine'ye devredecek.
Dünyayı ekonomik çalkantıya sürükleyen bir ülkenin bu dönemden bu kadar kazançlı çıkması düşündürücü bir sonuç.
Domuz gribi olayı da bunun başka bir formatı. Hani, nasıl gittigini anlamadık ama Meksika dan Arabistan a bile giden grip yüzünden (Meksikali Müslümanların Hacı kafilesi filan görmedik!) Dünyada insanların yarısı ölecekti!
Işte bu ekonomik savaş teknigidir. Türkiye de asker komutanlar kadar ekonomi komutanları yetiştirmelidir.
TOPLU MAIL SIRKETLERI SIZE KAR DEGIL; ZARAR GETIRIR
Almanya da elk. posta ile reklam veya bilgi göndermek yasalarla kontrol altına alındı. Yasaya göre; elk. posta ile reklam veya ürün hakkında bilgi göndermek ancak karşı taraf bu bilgileri istedigi takdirde gönderilebiliyor. Eger karşı taraftaki bir bilgi talebinde bulunmadan göndermek istiyorsanız yine de karşı tarafin rızası gerekiyor. Örnegin; önceden telefon açıp izin isteniyor. Yasaya uymayanlar hakkında yaptırıp uygulanıyor. Hatta karşı taraf size ayrıca tazminat açabiliyor ki; Almanya´da bunu kendine kazanç yolu yapmış olanlar var.
Yasal yaptırımlar bir yana, aslında bu toplu mail gönderme şirketlerine ödenen paralar aslında çöpe atılmış paralardır. Cünkü bu şirketlerin reklam göndermek için kullandikları elk. posta adresleri, reklamın gönderildigi kisilerin cevap yazabilecegi bir adres degildir. Ayrica bircoklari da bu elk. posta adreslerinin aslında size ait olmadıgını bile bilmeden cevap yazmaya çalışmaktadırlar ama bu mektuplar size ulaşmayacaktır. Bu, sizin için hem maddi ve hem de izlenim kayıpları vermektedir.
Sizin için daha kötüsü ise; potansiyel müşteriye kendi ellerinizle yazmıyorsunuz. Bu, bir deger vermeme işareti olarak algılansa yanlış olmaz. Ayrıca sizi, ancak sizin gönderdiginiz elk. posta ile tanıma imkanı olan kişi veya kurum için siz, bilgisayar ve internet kullanmaktan aciz bir şirket veya şahıs olarak da izlenim kaybına sebep olacaksınız. Aslında en güzeli, şirkete ve hatta yetkilisine ismen yazmaktır.
Yazık! Bu şirketlere verdiginiz paralar kaybolmaya mahkum paralardır. Bu şirketler, iş takipçisi denilen, kendi işini bitirebilecek kadar bilgisi olmayan insanların cehaletinden para kazanan şirketlerin sanal ortamdakileridir.
Almanya ya acɩlɩm arayan sirketlerle yazɩsmalarɩmɩzɩn ɩsɩgɩnda bir derleme
Ilk etapta ürün örnekleri, katalog, internet sayfasi vb. araclar kullanilarak pazar arastirmasi yapilabilinir ve bunlar potansiyel müsterilere sunulabilinir. Aynɩ zamanda potansiyel toptan alɩcɩlara Almanca 10-20 sayfalɩk tanɩtɩm brosürleri ekli teklifler sunulabilinir. Hatta, ürününüzün özelligine göre, kücük minyatür calɩsma masasɩ üstü esyalarɩ da hediye - örnek ürün olarak verilebilinir. Bu, Dünyanɩn bircok ülkesinden benzeri teklifleri alan o masadakinin gözü önünde kalmak icin iyi olur. Isterseniz, yalnɪzca bu asamaya kadar hizmet verebiliriz. Ürün için etiket, katalog ve internet sayfasɪ icin yazɪlarɪ tercüme edebiliriz. Potansiyel müsteriler ile yazɪşmalar yapar veya sizin yazɪşmalarɪnɪzɪ onlara ulaştɪrɪr ve cevaplarɪnɪ tercüme ederek size yönlendirebiliriz. Bu çalɪşmalarɪn mali yükünü sizin taşɪmanɪzɪ bekleriz.
Fakat burada maalesef belirtmek isteriz ki; biz, bu konudan bahsettikten sonra gelmeyen cevaplar çok oldu. Bu şirketlerin bir kɪsmɪ akraba, hemşehri, dava arkadaşɪ, hallederizciler, sen bir yatɪr biz yüz kazandɪrɪrɪzcɪlar yolu ile buralarda satɪş yapma yolunu seçtiler, hüsrana ugradɪlar.
Ar-Ge çalɪşmalarɪna yatɪrɪm, malɪn zekatɪ gibidir ve büyük kayɪplara yolaçacak yanlɪşlardan korur. Bir fuara katɪlmak bir yana yalnɪzca bir kişinin iki günlügüne Almanya ya gelmesi bile ulaşɪm, konaklama, yemek, tercüme, haberleşme masraflarɪ ile binlerce Euro´yu buluyor. Mutlaka bizimle çalɪşmanɪz gerekmez ama bu tecrübemizi de sizinle paylaşmak isteriz. Insan, bilmedigi seyleri zor zanneder. Dogaldir. Bizim de, kendimize göre kaygılarımız oluyor. Arastırmak lazım. Büyük sirketler, bu yolu ArGe calismaları ile güvenle geçmeyi seçerler. Pazar arastırmasi da finanse edilmesi gereken ve daha büyük masrafları engelleyen bir aksiyondur. Bazı sirketler, bir miktar üründen veya bir katalog masrafindan kaçarken devlet teşviklerinden yararlanmak için fuarlara katılmayı tercih ediyor. Bir haftalık bir fuarın masrafı en az 15.000 Euro tutuyor. Aslında bu masrafın yalnızca onda biri kadarı ile burada yıllarca hizmet verebilecegimizi bilmenizi isteriz.
Eger isterseniz kücük bir depo kiralanɩr. Depoda halihazirdakilerin perakende satɩslarɩ devam ederken aynɩ zamanda toptan alicilara hitaben showroom olarak da kullanɩlabilinir. Almanca dilinde bir satɩs sayfasɩ hazɩrlanɩr veya bizim sayfada da online satɩs yolu kullanɩlabilinir. Siparislerin eksik kalan kɩsɩmlarɩ, en kɩsa zamanda size bildirilir ve siz de buraya gönderebilirsiniz. Kücük miktarlarɩn nakliye masrafɩ belki de karɩ alɩp götürebilir ama ilk 6 aydaki yön cizme döneminde yine de zarar olarak görülmemesi gerekir. Bu yolu, riski ve masrafɩ en az olan ve olumsuz pazar gelismelerinde hemen vazgecildiginde de külfeti az olan bir yol olarak görüyoruz.
Aslɩnda, kendi sehrinizde veya baglɩ oldugunuz mesleki kurulusunuzda yapacagɩnɩz bir organizasyon ile, birkac sirket biraraya gelerek masraflarɩ ve diger riskleri de paylasarak azaltabilirsiniz. Büyük bir acɩlɩm tabii ki daha iyi olur. Istikrar gösterir ve güven verir. Sizin de dogrudan katɩlɩmɩnɩz olan bir sirket kurmanɩn Türkiye makamlarɩnca sunulan yatɩrɩm indirimi, tesvik kredileri avantajlarɩ da vardɩr. Hem bu avantajlardan yararlanmak, hem bu yolda istikrarɩ yakalamak ve hem de riski azaltmak da sözkonusudur. Avrupa pazari, diger pazarlardan farklidir. Belirli normlar ister. Her zaman dedigimiz gibi, bunlar, sizin, bu acɩlɩmɩ ne kadar finanse edebileceginiz ile baglantɩlɩdɩr. Eger, bizimle olan yazɩsmalarɩnɩzda, neyi, nereye kadar finanse edebileceginiz gibi bilgileri de verirseniz faydalɩ olacaktɩr. Tencereyi ocagɩn üzerine koymadan önce, yemek icin malzemelerimiz tamam mɩ diye kontrol ederek baslarsak ancak ondan sonra tadɩnda bir yemek pisirebiliriz.
Tabii bütün bunlar, ilk asamadaki ana hat fikirlerdir. Imkanlarɪn bulusma noktasɪnda en olumlu çözüm kendini gösterecektir. Biz, söz vermiyoruz. Tecrübelerimiz, imkanlarɪmɪz ɪşɪgɪnda yapabileceklerimizi söylüyoruz. Her ürünün kendine has pazarɪ, rakibi, pazarlama sistemi ve şartlarɪ vardɪr.
Bizim verebilecegimiz hizmetlerin, sizin kapasiteniz ile dogrudan baglantɩlɩ oldugunu en bastan vurgulayarak baslamak isteriz.
Türk ticaretinin internet kullanma alıskanlıgı
Internet kullanmiyorsaniz gec kalirsiniz.
Almanya da resmi dairelerle, belediye veya özel kurumlarla yazismalarinizi elektronik posta ile yapabiliyorsunuz. Hatta bu yazismalar, amacina göre, sözlesme olarak da gecerli oluyor. Kontaga gecmek icin ise, üyelik kaydi vb. girisler de rahatsiz etmeyecek seviyedeki sorularla ve kolayca kullanilabilinir sekilde hazirlanmis. Ayrɪca kurum veya sirket adina cevap yazan da kendi adɪnɪ alltta belirtiyor.
Bu arada, aynı amacla, Türkiye´nin paralel kurumlarinin sayfalarina da ilan vermek isterseniz; ilgili sayfalara girdiginizde, aslinda önemli olan insanlar degil de; faaliyetler olmasi lazimken, bol miktarda “Baskan in konusmalari, Yönetim Kurulunun faaliyetleri, fotograf albümleri” vb. basliklar buluyorsunuz. Eger ilan vermek isterseniz aramaniz lazim. Ilan verme yolunu da bulursaniz, kendinizi veya amacinizi tarif edebileceginiz imkanlar oldukca kisitli. Örnegin kayit islemleri icin “üyelik formu” basligi ile kolay bir kayit imkani kisitli. Ayrica size, meslek gurubu sectiriyorlar. Bunlardan da genellikle yalniz birini secebiliyorsunuz. Yani genel amacli bir ilan, duyuru imkaniniz kısıtlı. Örnegin “Anahtar kelime ile...” komutu kullanılabilinir. Alman Kurumlarinin sayfalarinda strg tusuna basarak birkac meslek dali secebiliyorsunuz. Bir yazi ile de amacınızı kendi cümlelerinizle tarif edebiliyorsunuz.
Isparta dan bir gül ürünleri satan sirkete, görüsmek istedigimiz muhatabɪn ismini de belirterek fakat sirketin info@... adresine yazdɪk. Sirkete olan ilgilimizi belirtigimiz elk. postamɪzɪ muhatabɪ olan yetkiliye yönlendirmek yerine cevap yazɪlmɪş. Yazan sahɪs kendi ismini vermemis. Normalde sirket adɪna bay ya da bayan …. diye alta yazɪlmasɪ gerekir. Cünkü bu yazɪyɪ yazan, yazdɪklarɪndan dolayɪ meydana gelebileceklerden hem kendi sirketine ve hem de cevap yazdɪgɪ sirkete karşɪ sorumludur. Maalesef her zaman yaptɪgɪmɪz gibi, bizim dedemiz Nasrettin Hoca misali, elk. postayɪ gönderdik ama arkasɪndan telefon açmak zorunda kaldɪk.
Bakanliklarin sayfalari da ayni sekilde. Hatta bir defasinda, Türkiye ye bir ürünün ithali sartlarini Ticaret Bakanlɪgɪmɪza elk. posta ile sorduk. Hala cevap gelmedi. Yine bir devlet memuru, sistemi taniyan biri olarak, elk. mektup yerine telefonla sormamizin iyi olacagini söyleyip telefon numarasi ve görüsecegimiz kisinin adini verdiler. Bizim ihtiyacımıza cevap verecek olan bilgi kiside degil de; kurumda olmali. Biz, bir sahsın özel bilgilerini istemiyoruz, kurumun faaliyetleri dahilindeki bilgilerden yararlanmak istiyoruz. Aradık, söylenen kisi TBMM secimleri nedeni ile bir süre yerinde olmayacakmis.
Türkiye geneline hitap eden bir ticari birlige de bildirmistik kendimizi. Amacimiz, yalnızca Türkiye ve Almanya arasindaki ticari talepleri ögrenmekti. Simdi sitenin admini TR-Israil, TR-Pakistan, TR-Kanada yani ne ilan gelirse gelsin “hepsini herkese gönderme” teknigi ile bize de gönderiyor. Veya kendine ait bir düzeni var da biz henüz anlayamadik. Bugüne kadar ihtiyacimizi karsilamadi. Ihtiyacimiz oldugunda, Türk Telekom`un telefon rehberlerini kullanmayi da deniyoruz. Klavyemizde Türkce karakterler olmadigi icin, icinde Türkce karakter olan isimleri ararken ne yapilmasi gerektigini ttrehber.gov.tr nin yardim sayfasina baktik, aciklama yok. Orada verilen mail adresine sorduk, adres calismiyor, E-Mailimiz birkac gün sonra sistem tarafindan geri gönderildi Bircok Türk firmasi yurtdisina acilmak icin ilanlar veriyorlar. Yazismayi deniyoruz. E-Postalari ya calismiyor veya ciddiye alinip cevap verilmiyor. Zaten elk. posta adresleri cogunlukla hotmail´den. Ne icin alindiklarini tahmin etmeye gerek yok. Bugün Alman ekonomisi online-satis ve ticari diyalog kullaniminda Dünyada ilk ücte. Hatta resmi dairelerle yazismalari da elektronik ileti yoluyla yapabiliyorsunuz. Aslinda bizler internet kullanimina yabanci degiliz. Internet kullanimi ticaret disindaki konularda bayagi ilerlemis durumdayiz. Hacker likte ikinci sirada oldugumuz söyleniyor.
Bu tesbitimizi de yalnizca e-posta yolu ile duyurmayi denedik. Onlarca saygin gazete, yazar veya kuruma gönderdik. Oralardan da cevap alamadik. Türk kisi, kurum ve makamlarinin online iletilere karsi duyarsizligi ise, bizim tesbitimizin dogrulugunu (en azindan bize) dogrulamis oldu. Ayrica, bu tesbitimizi elestiri olarak alanlar varsa, bu onlarin anlayis tarzi. Amacimiz, teknolojinin kullanimi ve haberlesmenin hizi yolunda tesbit ettiklerimizi ülkemizin yarari adina yansitmak. Tesbitimizin dogrulugunu / yanlisligini kontrol etmek istiyorsaniz siz de deneyebilirsiniz.
Türkiye den sirketler ile temaslarımızdaki tıkanıklıklar
Yazısmalarımız, sirketten, ürünün özelligine göre, güzel bir katalog ya da örnek ürün istedigimiz noktada hep tıkandi. Katalog veya örnek ürün istememizdeki asıl amaclardan biri de, bu sirketlerin böyle küçük bir masraf karşısındaki tepkisini ve dolayısıyle kapasitesini ölcmek. Elektronik posta ile fotograf göndermekle pazar arastırmasi yapmamız bekleniyor. Yalnızca fotograf ile ürünü ne kadar tanıyabilir ve müsterilerimize ne kadar bilgi verebiliriz? Mesela tekstilde dikiş, gramaj, materyal karışımı, olası fiyat ve benzeri bilgiler de gerekmez mi?
Bircok sirket pazar hakkinda arastirma yapmamizi istiyor. Biz de bunun bir fiyati oldugunu söylüyoruz. Pazar arastirmasi icin resmi kaynaklardan bilgi alma masraflari gibi birkac kurusluk pazar arastirma masrafini tasiyamayan bir sirket oldugu icin aninda sesi kesiliyor.
Örnegin en son görüşmelerimizden birinde; spor elbisesi ürünü olan bir şirketimizden de en azından iki örnek ürün istedik. Gelmedi. Kilim üretici bir sirket sahibi; Almanya`ya ve oradan da Fransa`ya geçmenin masrafllarını karşılayabiliyor ama iki tane minyatür kilim örnegi gönderemedi. Matbaa makinesi satan bir şirket ise; fotograf gönderdi ve burada masrafini kendimiz üstlenip katalog olarak bastırmamızı istedi.
Promosyon malzemesi üreten baska bir sirket, ilk yazışmada bizi şaşkına çevirdi. Ürünün özellikleri, paketleme şekli ve paket ölcüleri, olası fiyat, nakliye masraflarının nasıl ve kim tarafından karşılanacagına kadar bütün bilgileri bir kalemde yazmıs. Hatta bir miktar örnek ürün göndermeyi de kendileri teklif etmisler. Onların bu yazışmasını örnek bir yazışma şekli olarak takdim etmek isterdik. Fakat üç kuruşluk örnek hala gelmedi.
Su günlerde de ilaç medikal ve kozmetik sanayiinden güzellik ve saglik kremleri üreten bir sirket Türkiye den ilanla Almanya da satis temsilcileri ariyor. Ismi büyük ama biz, kendilerini, mesleginde uzman ve Alman vatandasi olan endüstri satis temsilcilerine ulastirabilecegimizi söyledik. Üc kurus ödemek agir geldi. Hala ugrasiyor, biz ve meslektaslarimiz merakla takip ediyoruz.
KRIZ TÜRKIYE'YI AVRUPA'NIN 5 SÜPER GÜCÜNDEN BIRI YAPTI
Türkiye, IMF ile anlaşma yapmadan krizde gösterdiği yüksek performansla Avrupa’da Fransa, Almanya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’yle birlikte 5 süper devletten birisi oldu.
Küresel krizde gösterdiği performansla model ülke olarak gösterilen Türkiye, Avrupa’da ön plana çıktı.
Bağımsız araştırma kuruluşu The Future Laboratory tarafından hazırlanan ‘Geleceğe Dayanıklı Avrupa’ araştırmasına göre Türkiye kriz döneminde yüksek performans sergileyen beş Avrupa ülkesinden biri oldu. HSBC Kurumsal Bankacılık birimi için The Future Laboratory isimli bağımsız araştırma kuruluşu tarafından hazırlanan ‘Geleceğe Dayanıklı Avrupa’ araştırmasında, Fransa, Almanya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’yle birlikte Türkiye’nin de yer aldığı 5 Avrupa ülkesi yeni ‘süper devletler’ olarak nitelendirildi.
Araştırmanın sonuçlarını açıklayan HSBC Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı’ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Özkaya, Türkiye’nin AB üyesi olmadığı halde bu performansı sergilediğine dikkat çekti.
Özkaya, raporun şirketlerin sanıldığı gibi krizden çok etkilenmediğini gösterdiğini belirterek, “Bir çok şirket verimlilik sağlayarak, maliyetlerini azaltarak kâr marjlarını korumuş. Örneğin Polonya’da şirketlerin yüzde 74’ü, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 56’sı Türkiye’de ise yüzde 40’ı kâr marjlarında hiçbir kayıp yaşamamış” dedi.
2010’DA BÜYÜME YÜZDE 3.5 OLUR
HSBC Başekonomisti Murat Ülgen de ekonomide 2010 yılının ikinci yarısından itibaren faiz artırımı beklediklerini belirterek, “Enflasyon yavaş yavaş yukarı gidecek. Bu da nominal faizleri etkileyecek” dedi. Ülgen, 2010 için enflasyon tahminlerinin yüzde 7-8, büyüme tahminlerinin de yüzde 3-3.5 arasında olduğunu kaydetti.
Ekonomide dış talepteki toparlanmanın iç talebe göre daha iyi olduğunu belirten Ülgen şunları söyledi: “Ancak bu böyle devam eder mi? Avrupa’daki teşvik paketlerinin etkisi bitince ne olacak göreceğiz.”
Yatırımcıların gözdesi olduk
Avrupa’da son dönemde yaşanan ülke borcu risklerinden ve düşürülen kredi notlarından endişe eden yatırımcılar, 2010 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan piyasaları tercih edeceği belirtiliyor.
Reuters’ta yer alan haber analizde, Türkiye, Endonezya ve Rusya gibi ülkelerin kredi notlarının 2010’da yükselebileceğine de dikkat çekildi. Yatırım bankası Royal Bank of Scotland’ın gelişmekte olan Avrupa ülkelerinden sorumlu müdürü Tim Ash “Mısır’ın GSYİH’sının yüzde 80’ine denk gelen seviyede ülke borcu varken, Türkiye’nin kredi notunun Mısır’ın iki puan gerisinde olması çok saçma” dedi.
Avrupa’nın süperleri Türkiye, Fransa, Almanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti
Sosyal çalkantıya bir bakış açısı
Anadolu toprakları altı ile, üstü ile şimdiki nüfusunun 3-5 katını bile beslemeye yeterli zenginlikte iken ama biz teröristlere karşı vatanı korumak için 300 milyar Dolar harcamışken ve hala harcamaya devam ederken bir Avrupalı ülkemde taksi şoförlügü yapmazken ama benim insanım Avrupa da taksi şoförlügü yapmaya muhtaçken bütün bunların sorumlusu ne Allah, ne ABD, ne Hükümet, ne Yahudi ne de bir başkası.
Tarihini bilen ve milli şuuru yerinde bir Türkiye Vatandaşı düşünürse; ne zaman ekonomik açıdan kalkınmaya başlarsak, bu kalkınmayı engelleyecek ırk, inanç, mezhep gibi soyut kavramları kaşıyan içte ve dışta birileri hep olmuştur ve şimdi de var.
Vatan hainine bilmeden hizmet eden Vatandaş; Vatanına sahip çık, senin maşası oldugun terörizme harcanan ve aslında yedi neslini besleyecek kadar para ile neler yapılabilecegini hesapla. Bu kadar fakirin, yetimin, gurbetçinin vebalinin senin üzerine oldugunu gör. Aklına fitneyi sokan, eline silahı verenin gözlerine bak, o olsaydı bunu yapar mıydı diye sor kendine. Yaptıklarını diger ülke halklarının yaptiklari ile karşılaştir. Bir zamanlar Dolar ın en çok kullanıldıgı Beyrut yokedildi, daha sonra Bagdat. Simdi de Istanbul sırada!!! Birlik-beraberligimizin bizi ne kadar zengin yapacagını hesapla.
Almanya da bizimle aynı yaşta ve nüfusu da aynı. Almanya tarihi boyunca 17 siyasal parti kurulmuş, bizde 75 den fazla. Bu sayı neyin ıspatı? Meydanlarda, bu partililere alkış tutarken neleri kaybettigini hesapla. O zaman içinde işten, aileden uzak kalmanın maliyetini hesapla. Kimin için orada oldugunu düşün.
Vatanın kurulması sırasında Atatürk bir askerdi, askeri mücadele dönemi sonrası siyasi mücadelede politikacı oldu, halkı için de ögretmen. Kendi arabamızı, uçagımızı yapmıştık. Pekiyi bugün ne ögrendin? Mesleki egitimin konusunda ne yaptın? Sen ki, Allah ının bile ilk emri -oku- olan bir dinin mensubusun! Bugün, dünden daha iyi ne yaptin?
Yıl 2010 a çeyrek kala ve hala adreslerde 30 yıl önce kullanıma sunulmuş posta kodu hala kullanılmıyor, elektronik ortamda hala bir ülke soneki (.tr) yok, herkes kendi kapısının önüne kendi kanunlarınca park yasagı koyuyor, trafik lambalarını göremeyecek kadar öne sürülüyor, alışverişlerde fiş verilmiyor ve istenmiyor, caddelerdeki çöp kutularının kapakları açık bırakılıyor, karakol önünde, polis önünde bile adam dövülüyor, kusurlu mal satanlar şikayet edilmiyor, bilim ve teknikte başarılı gençler korunmuyor. Bunların hepsi de can ve mal yani ekonomik kayıp sebepleri. Binlerce yabancı bankalar ve şirketler niçin Türkiye de? Bir araştır. Türkiye her zaman neden borçlandırılıyor? Bir düşün. Onlar paranın bol oldugu yerlere giderler. Bizdeki verim yedi neslimize yeter ama bütün bunlar görmek isteyen gözlere…
Growtech Fuarı için geri sayım başladı
Alman Federal Gıda, Tarım ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı’ nın Heyet gezisinde fuar hizmeti vermek için biz de oradayiz.
Fuarın katılımcı profili örtüaltı sebzecilikten modern meyveciliğe, kesme çiçekçilikten fideciliğe, sera teknolojilerinden peyzaj mimarlığına, tohumculuktan sulama sistemlerine, gübreden zirai ilaca, projelendirme faaliyetlerinden ambalajlamaya kadar bir çok sektörü kapsıyor.
Fuara organik tarım sektöründen üreticiler, ihracatçılar, ithalatçılar ve sertifikasyon kuruluşları katılırken, bir çok organik ürün de sergileniyor. Fuarda, diğer tarımsal iş kolları arasında zirai mücadele, sulama, gübreleme, belgelendirme ve tarım ekipmanları yer alacak. Ayrıca iyi tarım uygulamaları tanıtılacak. Fuarda ziyaretçilere sergilenecek yeni teknolojiler, yeni ürünler ve yeni üretim teknikleri, sektörde bilgi birikiminin artmasına ve paylaşılmasına katkı sağlayacaktır.
Growtech Eurasia 2009, 21 farklı ülkeden 120 uluslararası katılımcıyı ağırlayacak. Fuarda İsrail, Yunanistan, İtalya, Rusya, Bulgaristan, Belçika, İsviçre, Amerika, Ürdün, Avusturya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Danimarka gibi ülkelerden önde gelen tarım firmaları yer alacak. Almanya, Çin, Fransa, Hollanda, İngiltere ve İspanya ise milli katılım standlarıyla Growtech Eurasia 2009 ’da ziyaretçileriyle buluşacaktır.
Avrupa’da en büyük bölgesel pazarlardan biri
Kuzey Ren Vestfalya, 189,5 milyar Euro’luk ithalat hacmi ile Almanya’nın ithalatta en güçlü eyaletidir. Almanya’ya yapılan tüm ithalatların % 23,0’ü Kuzey Ren Vestfalya’ya teslim edilmektedir. Kuzey Ren Vestfalya’nın ithalat hacmi Singapur (192 milyar Euro) ile kıyaslanabilir düzeydedir ve Rusya (163 milyar Euro), Tayvan (160 milyar Euro), Hindistan (158 milyar Euro), Türkiye (124 milyar Euro), Avustralya (120 milyar Euro), Avusturya (118 milyar Euro) ve İsviçre’nin (117 milyar Euro) ithalat hacminden daha büyüktür. 2008 yılında Türkiye’den Almanya’ya yapılan ithalatın hacmi 9,6 milyar Euro civarında idi. Türkiye’den (% 25,3) ithal edilen malların dörtte birinden fazlası Kuzey Ren Vestfalya’ya gelmiştir. Bu, sürekli olarak gerçekleşen gelişimin sonucudur. Böylece, Kuzey Ren Vestfalya’nın Türkiye’den gerçekleştirdiği ithalat hacmi 1998 yılından beri 1,9 milyar Euro’dan 2,4 milyar Euro’ya çıkmıştır. Kuzey Ren Vestfalya’nın ithal ettiği ana mallar arasında hazır giyim (% 22,9), motorlu araç ve motorlu araç parçaları (% 20,5), tekstil (% 14,3), demir ve çelik mamulleri, demir olmayan metaller ve mamulleri (% 6,6) ve makineler (% 6,5) bulunmaktadır. Almanya’nın ihracat mallarının yüzde 17,3’i „Made in Kuzey Ren Vestfalya“dır . Eğer Kuzey Ren Vestfalya ihracat yapan bağımsız bir ülke olsaydı 171,1 milyar Euro ihracat hacmi ile dünya sıralamasında neredeyse İspanya ve Tayvan ile eşit düzeyde 18. sırada olurdu . Kuzey Ren Vestfalya’dan Türkiye’ye yapılan ihracat hacmi de geçmiş yıllarda belirgin şekilde artmıştır. İhracat hacmi 1998 yılında henüz 1,5 milyar Euro iken, 2008 yılında 3,5 milyar Euro civarında idi. Bu, Almanya’nın 2008 yılında Türkiye ile gerçekleştirdiği toplam ihracat hacminin % 22,9’sıdır. Kuzey Ren Vestfalya’nın Türkiye’ye ihraç ettiği ana mallar arasında motorlu araçlar ve motorlu araç parçaları (% 30,6), makine (% 19,3), kimyasal mamuller (% 17,0), demir ve çelik mamulleri, demir olmayan metaller ve mamulleri (% 9,3) ve metal mamulleri (% 5,0).
1 Mayis Bahar Bayramı kutlu olsun.
Hava günesli. Bircogu yüzme havuzlarında. Aksam da danslı eglenceler var. Yalnız belirtmek isterim ki; burasi Almanya. Önümüzdeki birkac hafta icinde, Aziz Nesin gibi olmamak icin Türkiye haberlerine bakmamak istiyorum. Bu kadar insanın icinden biri cıkıp da “Akıllı insan yumruk sıkmaz. Bunca yıldır yumruk sıkarak nereye geldik ki, bundan sonra biryerlere gelebilelim. Bu isin cözümü yumrukta degil; akılda“ demeyecek. Insanlar sokaklara dökülecek. Bunlarin günlük 8 saatten saatligi 1 Euro dan isgücü kaybini ve bunun beraberinde getirecegi katlamalı diger kayıpları ( polise ödenecek fazla mesaileri, kapali yollar nedeniyle trafik sıkısıklıgında harcanacak benzinleri, kırılıp dökülen esyaları…) kimse hesaplamayacak. Yaklasık on gün önce 30 yaslarında bir genc telefon actı. Türkiye´nin batı sehirlerinden birinde marangoz olarak calısıyormus. Asgari ücrete talim ve ayda 3-5 gün calısıyor gösteriyorlar. Bu gencimiz, her ne yolla olursa olsun Almanya ´ya gelmek istiyor. Sayın isci hakki savunucuları. Bir ekip kurun ve iscilerimizin size kolayca ulasabilecegi yerlerde olun. Bunun gibi genclerimizi ya örgüte ya da kagit evliligi yaptıgı kadınlara harac ödemekten kurtarın. Sokaklarda bagırıp cagırarak bu bir gencimizi bile kurtaramayacaksınız.
İHRACATÇI KOBİLERE 1 MİLYAR DOLARLIK CANSUYU KREDİSİ DESTEĞİ
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, 1 milyar dolarlık yeni ihracat kredisi destek programı çerçevesinde, başvuran ve şartları uyan her KOBİ'ye 6 ay vadeli, vade sonunda defaten ödemeli olmak üzere 200 bin dolara kadar kredi kullandırılacağını söyledi. Sanayi ve Ticaret Bakanı Çağlayan, Bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, ihracatçı KOBİ'lere verilecek yeni destek kredisi programını açıkladı. 2009 yılının ilk KOSGEB kredi desteği olan bu programın ihracatçı KOBİ'lere 1 milyar dolarlık cansuyu kredisi olacağını anlatan Çağlayan, programa başvuruların 2 Mart 2009 tarihinde başlayacağını bildirdi. Program çerçevesinde başvuran ve şartlara uyan her KOBİ'ye 6 ay vadeli vade sonunda defaten ödemeli, 200 bin dolara kadar kredi kullandırılacağını ifade eden Çağlayan, kredinin faiz oranının ise 6 ay için yüzde 1,18 olacağını belirtti. Bakan Çağlayan, KOBİ'lerin kullanacağı kredi faizinin üçte ikisini KOSGEB'in karşılayacağını, bankaların da KOBİ'lerden hangi ad altında olursa olsun binde 5'ten fazla komisyon talep edemeyeceklerini, herhangi başka bir masraf da çıkaramayacaklarını kaydetti. Krediyi almak için gayrimenkul ipoteği kullanan KOBİ'lerden ise ekspertiz masrafı olarak en fazla 1000 TL talep edilebileceğini bildiren Çağlayan, teminat sıkıntısı yaşayabilecek KOBİ'lerin de Kredi Garanti Fonundan yüzde 1 komisyon karşılığı yararlanabileceklerini anlattı. Vergi ve sosyal güvenlik kurumu borcu olan KOBİ'lerin de kredi desteğinden borçları mahsup edilmek üzere yararlanabileceklerini söyleyen Çağlayan, şöyle dedi: ''1 milyar dolarlık ihracat cansuyu kredi desteği programına başvurular,2 Mart 2009 Pazartesi günü başlayacak ve hedeflenen 1 milyar dolarlık kredi hacmi kullandırılıncaya kadar devam edecektir. KOSGEB Veri Tabanına kayıtlı ihracatçı KOBİ'ler direk olarak bu kredi programı için anlaşma yaptığımız 10 bankaya başvurabileceklerdir. Programa,Ziraat Bankası, İş Bankası, Halkbank, Yapı Kredi Bankası, Garanti Bankası, Vakıfbank, TEB, Şekerbank, Fortisbank ve HSBC bankaları aracılık edeceklerdir. " Program bütçesinin yüzde 30'unun kalkınmada öncelikli yörelere yüzde 70'inin de normal ve gelişmiş yörelere tahsis edildiğini belirten Çağlayan,programdan yararlanmak isteyen KOBİ'lerin imalat sanayinde faaliyet göstermesi,250'den az çalışanı olması, yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosunun 25 milyon TL'yi aşmaması, ihracat taahhüt etmesi veya ihraç kayıtlı satış yapması gerektiğini söyledi. Bakan Çağlayan, başvuruların KOSGEB ve bankalarca belirlenecek kriterlere göre değerlendirileceğini ve 1 ay içinde sonuçlandırılacağını dile getirdi. Değerlendirmede başvuru sırasının esas alınacağını, limit dolduktan sonra yapılan başvuruların da yedek listeyi oluşturacağını belirten Çağlayan, KOBİ'lerden 2 Mart Pazartesi gününe kadar olan bir haftayı iyi değerlendirerek,dosyalarını hazırlayıp bir an önce başvurmalarını beklediklerini ifade etti. Şu anda TBMM Genel Kurulunda olan ve bu hafta görüşülmesi planlanan yasa değişikliğiyle imalatçı olmayan ve ticaret ile hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin de KOSGEB desteklerinden yararlanmasına imkan tanınacağını hatırlatan Bakan Çağlayan, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından imalatçı olmayan ihracatçı KOBİ'lerin de KOSGEB Veri Tabanına kaydolarak bu destek programından yararlanabileceklerini kaydetti.
ATO: Türkiye global marka fakiri
Ankara Ticaret Odasının yaptığı araştırmaya göre, dünyanın en değerli 250 markası arasında tek bir Türk şirketi dahi bulunmuyor. Türkiye'de, borsada işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değeri, ünlü bir market zinciri olan Amerikan şirketi Wall-Mart'ın piyasa değeri kadar bile etmiyor. ATO'nun yaptığı ''Global Marka Fakiri Türkiye'' çalışmasına göre, aralarında Coca-Cola, Nike, Google, Shell ve Microsoft gibi devlerin de bulunduğu dünyanın en büyük 250 küresel markasının toplam piyasa değeri 7 trilyon 279 milyar dolar ediyor. Bu şirketlerin marka değeri ise 2 trilyon doların üzerinde. Türkiye'de şirketlerin marka değerine ilişkin bir çalışmanın bulunmaması, piyasa değerleri üzerinden bir karşılaştırmayı zorunlu kılıyor. İMKB'de işlem gören tüm Türk şirketlerinin toplam piyasa değeri sadece 233,6 milyar dolar ediyor. Buna karşılık marketler zinciri Wall-Mart, 239,6 milyar dolar piyasa değeri ile borsadaki tüm Türk şirketlerinden daha büyük. İlk 10'da yer alan Turkcell, Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Enka İnşaat, Halk Bankası, Sabancı Holding, Yapı ve Kredi Bankası, Koç Holding ve Tüpraş'ın toplam piyasa değeri, 118,4 milyar doları buluyor. 717,6 milyar dolarlık piyasa değeriyle, Türkiye'nin 157,5 milyar dolar olan 2007 bütçesini 4,5'a katlayan Amerikan General Electric şirketi, Türkiye'nin en büyük ilk 10 şirketini ise 6'ya katlıyor. Ünlü içecek markası Coca-Cola'nın 110,4 milyar dolar olan piyasa değeri de ilk 10 Türk şirketinin piyasa değerine yaklaşıyor. Türkiye'nin piyasa değeri en yüksek şirketi 21,3 milyar dolar ile Turkcell. Dünyanın en değerli 250 markası listesinin en alt sırasında yer alan Nike'ın piyasa değeri ise 21,1 milyar dolar. Dünyanın lider danışmanlık kuruluşu Brand Finanse'ın 2007 yılı raporuna göre, dünyanın piyasa değeri en yüksek ilk 10 şirketi, General Electric (717,6 milyar dolar), Exxon Mobil (396,3 milyar dolar), Toyota (283,6 milyar dolar), Citibank (274,6 milyar dolar), Bank of America (266,5 milyar dolar), Microsoft (248 milyar dolar), HSBC (240,5 milyar dolar), BP (240,3 milyar dolar), Wall-Mart (239,6 milyar dolar) ve Shell (221 milyar dolar). Dünyanın marka değeri en yüksek ilk 20 şirketi ise sırasıyla şöyle: Coca-Cola (ABD), Microsoft (ABD), Citibank (ABD), Wall-Mart (ABD), IBM (ABD), HSBC (İngiltere), General Electric (ABD), Bank of America (ABD), Hewlett-Packard (ABD), Marlboro (ABD), Vodafone (İngiltere), Gillette (ABD), Intel (ABD), L'Oreal (Fransa), Google (ABD), Toyota (Japonya), Nokia (Finlandiya), McDonald's (ABD), Pepsi (ABD) ve Dell (ABD). Marka değeri liginde Amerika ve Avrupa tartışmasız bir hakimiyete sahip. 250 küresel markadan 117'si Amerikan şirketi iken 98'inin de Avrupa şirketi olduğu görülüyor. Küresel markalar, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki ulusal şirketleri satın alıyor. Başta finans ve gıda şirketleri olmak üzere Türkiye'nin en gözde şirketleri de küresel markaların hedefinde yer alıyor. Türk Telekom, Oyakbank, Türkiye'nin en büyük deniz taşımacılığı filosu olan UN Ro-Ro, bir Koç Holding şirketi olan Türk Demirdöküm, 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren AFM sinemaları, Eczacıbaşı İlaç, Ray Sigorta, Falım ve First sakızlarının üreticisi İntergum, Acıbadem Hastanesi, Genel Emeklilik ve Garanti Sigorta, Global Hayat Sigorta, Türkiye'nin ilk diş hastanesi olan Dentistanbul, internet reklamcılığı alanında faaliyet gösteren Zapmedya ve alışveriş sitesi ''gittigidiyor.com'', tamamı ya da bir kısım hissesi yabancılara satılan şirketler arasında yer alıyor. Türkiye'nin yurt dışına açılan ilk Türk markası olan Zeki Triko'nun yanı sıra Mavi Jeans, Beko ve Vestel de dünya çapında marka olma yolunda mesafe kateden şirketler arasında bulunuyor. Mavi Jeans'in, 50'den fazla ülkede 4 binin üzerinde satış noktası bulunuyor. Üretiminin yüzde 90'ını ihraç eden Vestel, 106 ülkeye ürün satıyor. Eczacıbaşı Yapı Grubu'nun ürünleri 70'i aşkın ülkede 2 bin civarında satış noktasında teşhir ediliyor. TOFAŞ tarafından üretilen araçlar 75 ülkeye ihraç ediliyor. Goldaş 5 kıtada 48 ülkeye ihracat yaparken, TEMSA'nın 40 ülkede 43 bayisi bulunuyor. Türkiye dışında 6 ülkede faaliyet gösteren Turkcell ise bölgesel bir şirket durumunda... Damat ve Çanakkale Seramik de yurt dışına açılan şirketlerimiz arasında yer alıyor. ATO Başkanı Sinan Aygün de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Türk şirketlerinin son yıllarda yaptığı atılımlara rağmen, global markalar listesine giremediğine dikkat çekti. Buna karşın global şirketlerin başarılı Türk markalarını tek tek ele geçirdiğini kaydeden Aygün, ''Teknoloji üretemediğimiz sürece global lige giremeyiz'' dedi. Türkiye'nin marka değerinin de ekonominin kötü yönetilmesi nedeniyle istenilen seviyelere çıkamadığının altını çizen Aygün, sanayi, Ar-Ge, buluş stratejisinin olmamasının acı sonuçlarının bugün ortaya çıktığını ifade etti.